Son Yazılar
06 Ağustos 2010 | Yorum yok
Yıldız; rakipleri egale ederek, ceza sahasına akan, şahsına münhasır vuruşuyla golü yapan, formayı öperek Kapalı’ya doğru koşan, rakibi faule zorlayıp oyundan attıran ve takımı rahatlatan golün asistini yapandır… Yıldız Quaresma’dır…
Evlat; sahada basmadık yer bırakmayan, tekmeye kafa sokan, bulduğu yerden şut atan, rakip ceza sahasında kaptırdığı topu, kendi yarı sahasında yeninden kazanan ve her yanından efendilik akandır… Evlat Necip’tir…
Devamını oku »
17 Temmuz 2010 | Yorum yok
-Quaresma son derece hareketli, istekli, arzulu bir futbol ortaya koydu. Rakip takım ne kadar güçsüz olursa olsun kaliteli kumaşını gösterdi. Maç boyunca yapılan birçok ortada, atak başlangıcında onun ismi vardı. Genel olarak taraftarın aşırı sevgisi ve coşkulu karşılaması Q7′yi gaza getirmiş gözüküyor.
-20′den fazla köşe vuruşu ve şut kullanıldı. Bu da takımın maç boyunca baskılı oynadığını, sadece gol atmayı düşündüğünü gösteriyor.
-Quaresma haricinde öne çıkan oyuncular arasında Tabata ve Nihat vardı.
-Futbol için ölü sezon olarak değerlendirilebilecek 15 Temmuz tarihinde, çok zayıf bir rakibe karşı oynanan maçta, fahiş bilet fiyatlarına rağmen o stadyumun dolması büyük bir olaydır. Taraftarın gelen transfer haberleriyle beraber bu sezon kombine ve bilet satışında rekor kıracağı aşikar.
-Bütün ölü top organizasyonlarında beklerin ve stoperlerin sürekli olarak atağa katılması gelecekte oynanacak futbol için umut verdi.
-Schuster, genel olarak takımının rakip sahada kalabalık kalmasını ve sürekli baskı kurmasını istiyor. Önceki açıklamalarından da bunun sadece bu maç için geçerli olmayacağını tahmin edebiliyoruz. Özellikle Anadolu takımlarına karşı bu sezon bol gollü maçlar izleyebiliriz.
-Vikingurlu oyuncuların maç sonunda sahanın ortasına gelerek taraftarları alkışlaması ve taraftarın buna karşılık Vikingur tezahüratı yapması çok hoş görüntülerdi.
Devamını oku »
19 Haziran 2010 | Yorum yok
Ricardo Quaresma sonunda İstanbul’a geldi. Son dönemlerde tribünlerden yükselen “sipariş talebi” gibiydi kendisi ve Demirören belki popülistçe, belki koltuğuna daha bir sağlam oturmak adına, belki şampiyonluk yolundaki diğer rakiplerini sindirmek umuduyla Quaresma transferini gerçekleştirdi. Elbette Quaresma’nın profesyonel futbolcu kariyeri irdelendiğinde aklımızı kurcalayan pek çok nokta var: gittiği kulüplerde dikiş tutturamaması, sorun çıkarma potansiyelinin yüksek oluşu, performansında istikrar sağlayamaması yada kolay demotive olması gibi… Öte yandan formasını giydiği kulüplerin, dünyanın vitrininde boy gösteren cinsinden oluşu, O’nun cazip yönlerinden birisi. Sonuç olarak bakıldığında Chelsea’nin Quaresma’ya dair tercihi yanlış olarak değerlendirilse, İnter kulübü neden benzer bir hatayı göze alsın?
Devamını oku »
05 Haziran 2010 | Yorum yok
Yiğit namıyla anılır “Büyük Mustafa”. Hocalığın iyi-kötü herkese göre değişir. Ama iyi insansın, düzgün insansın… Lafın dinlenir. 3 gün konuşsan, masadan kalkasım gelmez. Futboldan daha iyi analiz edersin hayatı.
Zaman zaman bırakman gerektiğini düşündüğüm de oldu ama şimdi boğazım düğümlendi be hocam. Saygımız sonsuz… Kulübe de olmasan da, atkınla tribünde ol… Ellerinden öperim…
Devamını oku »
25 Nisan 2010 | Yorum yok
İyisiyle kötüsüyle bu sezon bitti,
Canın sağolsun Denizli,
Bu taraftar hep arkanda,
Seneye korkak oynatma…
Sezonun ilk özeti budur. Hoş, Denizli’nin korkak oynattığı algısının da gerekçeleri olduğunu düşünüyorum. Birincisi artık yaşlandı yıllarönceki gözükaralığı yok, ikincisi ise elindeki kadronun hücum futboluyla çok uyuşmaması, uyuşanların ise formsuzluğu…
Beşiktaşım’ın canı sağolsun… Forza’nın girişinde bir cümle gördüm. Paylaşayım; “Bazıları dünyayı yakmak için şampiyonluk bekler, bize ise varlığın yeter.”
Devamını oku »
28 Mart 2010 | Yorum yok
0-2 oldu, umudu yitirmedik… Çünkü Beşiktaşlı olmak, “sahip olmak” değil, “umut etmek, ummaktı…”
Rüştü vardı arkada ve takım arkadaşları da Rüştü’nü ispatlayacaktı…
Penaltıyı çalmadı, “seni de kaleye sokacağız” dedik…
Toraman Arog’daki Roberto Carlos gibiydi….
Mustafa Hoca bu sefer göle mayayı tutturdu…
Uğur, Manisasporlu Uğur gibi oynadı…
İbrahim delidir, ne yapsa yeridir…
Tribün, Alen setteymiş gibiydi…
Haa, bir de Messi vardı! Takımın nazar boncuğu…
“Geliyoruz” dedik, “İddiasız Beşiktaş” dediler…
Bu takım, an itibariyle, bu ligin en büyük favorisidir… Diğerlerini siz sıralayın…
Devamını oku »
02 Mart 2010 | Yorum yok
Palermo, İtalya Seria A’da dün akşam (28 Şubat) yapılan maçta deplasmanda Juventus’u 2-0 yendi. Maç, Palermolu futbolcu Miccoli’nin ‘işten çıkarılan Fiat işçileri için Juventus’u yeneceğiz açıklamasıyla’ farklı bir anlam kazanmıştı.
Fiat ve Juventus’un sahibi Agnelli ailesi, giderleri kısmak için 30 bin işçiyi işten çıkaracaklarını açıklamıştı. Palermo’lu futbolcu Fabrizio Miccoli, maçtan birkaç gün önce yaptığı açıklamada Juventus’u Fiat’ın işten çıkardığı 30.000 Fiat işçisi için yeneceklerini vurgulamıştı. Juventus maçına ekstra motivasyonla çıkacaklarını belirten Miccoli, “Sezon başından beri her maça kazanmak için çıktık ama bu sefer daha farklı. Fabrika işçileri bizden, Juventus’u onlar için yenmemizi istediler. Bu bizi daha da hırslandırdı. Biz de halkın içindeyiz. O fabrikadan hayatlarını kazanan, ailelerini geçindiren insanlar da bizim dostumuz. Juventus karşısında onlar için galip geleceğiz” demişti.
Devamını oku »
14 Şubat 2010 | Yorum yok
Böyle olacağını tahmin etmemiştim. Beşiktaş’ın lige iyice adapte olduğunu bu maçta göstereceğini düşünüyordum. Antep çok iyi başladı. 7 savunmacı, sağ açık Murat, solda Olcan, İleri uçta Cesar ve Beto… Bütün takım bu… Golü erken bulunca geniş alanda rahat rahat top oynadılar. Beşiktaş 10 maçta verdiği pozisyonu bu maçta verdi. Beşiktaş takım halinde mide fesadı geçirtti. Yusuf’tan Allah razı olsun ki futbola dair bir kaç hareket izledik. Ekrem’in ne oynadığını kim söyleyecek? Ben bu adamın koşmaktan başka bir şey yaptığını görmedim. Mağlubiyetin baş mimarıdır. Tek adama yıkmamak lazım denirse, “Neden, Ferrari’nin yokluğu da tek adam eksikliği değil mi?” derim. İşte tek adam bu kadar etkili… Fink de bu kadar kötü oynayabiliyormuş demekki… Tabata mehter takımı misali ama bir farkla, 1 ileri 2 geri… Erken gol yenilen bir maçta Holosko’dan çok fazla birşey beklemiyorum. Açık alan futbolcusu… Bobo her zamanki gibi… Nobre, futbolu çoktan bırakmış. 7,32′lik kaleyi tuttur da kaleci çıkarsın be kardeşim. Sana maç başına değil de, garanti parayı hem de çuvalla verenlerin bir kez daha kulaklarını çınlatıyorum. Hem de en kallavisinden…
Devamını oku »
03 Şubat 2010 | Yorum yok
Nouma, Beşiktaş’a ikinci geldiği yıl dönemin kalecisi Oscar Cordoba İle yaşadığı bir anıyı gülümseyerek anlattı…
“Kanser tedavimin ardından zor günler geçirmiştim. Futbola yeniden döndüğümde Beşiktaş’ın kalesini Oscar Cordoba koruyordu. Takıma katıldığım günden beri bana antrenmanlarda nasihatlar vermeye başladı. Benim gibi bir yıldız olmak istiyorsan bunları yap diyordu. Ben hiç sesimi çıkarmadım…İnönü Stadı’nda ilk maçımıza çıkıyorduk…Çıkış tünelinde Cordoba bana başarılar diledi, ben de ona diledim…ardından, sen benim kim olduğumu biliyor musun diye sorduğumda bana “Evet, Pascal” dedi…Ben de o zaman sahaya çıktığımızda iyi izle, birazdan kim olduğumu öğreneceksin dedim…sahaya çıktık, stat “Nouma” diye inliyordu… Bana şaşkın şaşkın bakan Cordoba’ya döndüm ve “Akıllı ol!” dedim…”
SEVİYORUZ SENİ PASCAL!!
Devamını oku »
18 Ocak 2010 | Yorum yok
Şayet rakı ile aranız iyiyse, içten içe efkar kapladığımız bugünlerde alın size rakının en güzel mezesi. Dinleyin, ah çekin, çektikçe daha çok için. Bu Beşiktaş adamı alkolik eder…
Devamını oku »
15 Ocak 2010 | Yorum yok
Ey Kongre Üyesi !
Birinci vazifen, Beşiktaş onurunu ve haysiyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane bayrağı budur. Bu bayrak senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu bayrağın aşkından mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici, başkanların olacaktır. Bir gün Beşiktaş onuru ve haysiyetini müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin!
Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. 107 yıllık geçmişine kastedecek düşmanlar, bütün liglerde emsali görülmemiş bir tecavüzün mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz kulübün, yönetim kurulu zapt edilmiş, bütün tesislerine girilmiş, bütün tribünleri dağıtılmış, bütün gelirleri tüketilip borç batağına sokulmuş ve takımın her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, Beşiktaşlılık makamına sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, çapulcuların tribüncülük emelleriyle tecrit edebilirler. Taraftar, fakr-u zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Devamını oku »
19 Aralık 2009 | Yorum yok
Eğer maçı alsaydık belkide manşetler yarın senin için hazırlanıyor olacaktı..
Eğer maçı alsaydık burada bile başka şeylerin yerine seni anıyor olacaktık..
Ama senin yapabileceğin hiç birşey olmadığı pozisyonlarda top ağlara gitti.
Önemli değil be Korcan bugün tabela kazandı, ama biz seni kazandık ve tanıdık..
Böyle ağır hava şartlarının olduğu, meslekdaşlarının bile hiç görmek istemediği havada,
hele takım 1-0 mağlupken, 3. kaleci pozisyonundan henüz 22 yaşında Beşiktaşın kalesini
bir anda devralmak kolay iş olmamalı değil mi Korcan?
Sen görevini layıkıyla yaptın, alnından öper bu taraftar!
Başın öne eğilmesin sakın kartalım!
Devamını oku »
22 Kasım 2009 | Yorum yok
Maçın adamı Fink’tir…
Ferrari, Sivok bildiğimiz gibi…
Ömrümden 10 sene götüren Üzülmez, bugün ömrüme ömür kattı…
Bobo bulsa, bulduğu kadar atacak…
Tello Energizer tavşanı gibiydi…
Ernst ikinci 45′in kilit ismidir…
Toraman ve Ekrem yürektir…
Yusuf beyindir…
Serdar Özkan yumuşak karındır, plastik topa vuramayacak güçtür…
Çok uzun zaman olmuş bu keyfi yaşamayalı… Teşekkürler beyler, teşekkürler hoca…
Devamını oku »
08 Kasım 2009 | Yorum yok
Dünki maçın kadrosu, ortaya konulan oyun, verilen pozisyonlar, hücuma çıkamayışlar umrumda bile değil… Bugün bakacağım tek şey puanın miktarıdır. Ben 1 bekliyordum, 3 oldu. Beşiktaş ama öyle ama böyle, Trabzon gibi bir deplasandan 3 puanı çatır çatır olmasa da, paldır küldür almıştır… Beşiktaş’ın ortaya koyduğu futbol, içsahada da, dış sahada da belli…
Trabzonspor’un, iç sahada ülkenin en çok pozisyona giren takımı olduğunu biliyoruz. Beşiktaş’ın sancılı bir Wolfsburg maçından sonra harikalar yaratacak hali de yok. Maçın Trabzonspor’un ısrarlı denemeleri ile geçeceğini düşünüyordum ama bu kadarını tahmin etmiyordum… Teşekkürler Hakan… Bugün öyle bir iş yaptı ki, öyle bir 3 puana vesile oldu ki, sana güvenmeyişimin utancını yaşadım. Bu maç senin de dönüm maçındır…
Devamını oku »
26 Ekim 2009 | Yorum yok
Ancak gözden kaçan ve federasyonun umursamadığı koca bir Adaletsizlik var.Evet yoğun bir programa giriyoruz ancak biz ankarasporun fikstürünü takip ettiğimiz için bizim oynayacağımız takımların hepsi bir hafta önce dinleniyor.yani biz 3 günde bir maç yaparken onlar 1 hafta fazladan dinleniyor…
Bu nasıl düzeltilir bilmiyorum ancak yakında türkiye kupasıda başlıyacak ve 3 kulvarda devam edersek inşallah 3 günde bir maç yaparken takımımız.Bir sonra oynayacağımız ligteki her rakip dinlenmiş olarak karşımızda olacak…
İşte bu noktada adalet istiyoruz..!Malesef kimsenin bu konuda sesi çıkmıyor ama gerçekten bu haksız rekabetten başka birşey değil…
Devamını oku »
« Önceki yazılar